Nükleer Enerji Hukuku

Share on facebook
Share on twitter
Share on pinterest

Nükleer Enerji

TÜRKİYE’DEKİ Nükleer Enerji POLİTİKALARININ YENİ RADYASYON KORUNMA MEVZUATI BAKIŞ AÇISI İLE İNCELENMESİ

Nükleer Enerji

 

Günümüzde, insanların enerjiye bağımlılığı gittikçe artmaktadır ve enerji insan hayati için vazgeçilemez bir konuma gelmektedir. Bu realite karşısında insanoğlu sürekli, alternatif enerji kaynağı arayışına girmiştir. Bu durum, temiz enerji kavramını ortaya çıkartmıştır ve bu enerj’ temiz enerji kaynaklarından biridir.

Birçok farklı enerji kaynağı vardır ve bu kaynakların her birinin kullanım oranı ülkeden ülkeye, ülkelerin enerji politikalarına göre değişmektedir. ABD’de elektriğin %45’i, Fransa’da ise %60’dan fazlası nükleer santrallerde üretilmektedir. Nükleer enerji kullanarak elektrik üretimi, kaynak çeşitlendirmesi, sistem güvenliği, ithalat bağımlılığı ve teknoloji açısından önem kazanmaktadır. Bu sebeple çoğu ülkenin nükleer kaynaklardan enerji üretimi konusunda kendi politikaları bulunmaktadır.

Ülkemiz açısından; Türkiye oldukça zengin hidrokarbon yataklarına sahip bir ülke olmasına rağmen, kendi enerji ihtiyacını büyük ölçüde ithalat yoluyla karşılamak zorundadır. Ülkemizde her ne kadar petrol ve doğal gazla enerji üretimi gerçekleşiyor olsa da petrol ve doğal gaz fiyatlarında gözlenen istikrarsızlıklar ülkemizin petrol faturasını ağırlaştırmakta ve bütçe imkanlarını zorlamaktadır. Yakın zamanda tamamlanan bazı önemli petrol ve doğalgaz boru hatları projeleriyle (Mavi Akım ve Bakü-Ceyhan gibi) Türkiye adeta bir enerji koridoru haline gelmiş olsa da ülkemizin doğalgaz ve petrol alanında birkaç ülkeye aşırı bağımlı olma gerçeği değişmemiştir. Üstelik doğal gazın Türkiye’nin elektrik üretimindeki paya da giderek artmaktadır. Oysa doğal gaz ve petrol fiyatlarındaki artışlar nedeniyle hem sanayicilerin kullandığı elektrik enerjisinin maliyeti hem de enerji kaynaklarının temininde ülkemizin dışarıya olan bağımlılığı artmaktadır. Bu nedenle Türkiye’nin kaynak çeşitliliğini ve arz güvenliğini artırıcı çok boyutlu bir enerji politikası geliştirmesi kaçınılmaz görünmektedir.

Türkiye’de nükleer alanında süregelen çalışmalar 1956 yılında Türkiye Atom Enerjisi Kurumu’nun kurulması ile başlamıştır ve ülkemizde bir nükleer santral kurulması yaklaşık 60 yıldır belirli aralıklarla gündeme gelmiştir. Nihayetinde ülkemizin enerji konusunda dışa bağımlılığını azaltmak, enerji üretimi konusunda çeşitliliği sağlamak amacıyla, yakın çevremizdeki ülkeler olan Bulgaristan, Rusya ve Ermenistan’da bu teknolojinin kullanılıyor olması da göz önüne alınarak ülkemizde, Akkuyu Nükleer Santrali’nden başlamak üzere nükleer santrallerin temelleri atılmaya başlanmış, bu yolda politikalar oluşturulmuştur.

Nükleer santral kurulması aşamasına gelmeden önce ülkemizde TAEK öncülüğü ile hukuksal altyapı süregelen zamanda oluşturulmuştur. Bu hukuksal altyapı ülkemizin enerji politikaları ve TAEK açısından en önemlisi nükleer enerji politikaları gözetilerek oluşturulmuştur ve yenilenen enerji politikalarına göre geliştirilmekte ve güncellenmektedir.

Bu makalenin telif hakkı yayım yaptığım dergiye aittir.

Makalenin devamı için,

Subscribe to our Newsletter

Lorem ipsum dolor sit amet, consectetur adipiscing elit. Ut elit tellus, luctus nec ullamcorper mattis, pulvinar dapibus leo.

Share this post with your friends

Share on facebook
Share on google
Share on twitter
Share on linkedin